Damar Sözler

Ben sensizdim akşamın yaklaştığı saatlerde.
Kahrolursun görme ağladığımı.
Başlayan düşü şafakla birlikte dağıtır,
ansızın her gün batımı..


Bir umuttu yalnızlık.
Bir şeyleri paylaşamamaktı belki,
gözler dalıp giderken, yaralı bir serçeye,
ağlayan bir buluttu belkide,
belki belkilerle dolu bir hayattı bu..
(Kahraman Tazeoğlu)


Ben sigara dumanının altında yana yana en sonunda kül oldum.
Sen kibritin hiç yanmayan ucunda birinin hayatından geçmiş oldun..
(Şebnem Ferah)


Tek başına hayatı öğrenen insanı,
kimse yokluğuyla korkutamaz..


Atladım bir köprüden yalnızlığa.
Kollarını açmış beni bekliyordu son tesellim.
Usulca gittim yanına. O an kollarının arasındayken,
ona ilk defa ne kadar çok yakın olduğumu söyledim.
Onu çok özlediğimi. "Bende seni" dedi ölüm..


Boşuna düşünme öldükten sonra hayat var mıdır diye.
Sor kendine bu dünyada yaşadım mı diye..


Ağlamıyorum ben! Hani adet gereği yıkarlar ya ölüleri.
Ben de yıkıyorum işte yanağımdaki o rahmetli gülümsemeleri..


Bir mezar sehri gibiyim bugünlerde.
Ruhsuz ölüler taşıyorum beynimde ve yüregimde.
Sahi ben kaç damla gözyaşıyım gözbebeklerinizde?


Peki ya yüreğim.
Haddi hesabı yok içindeki "can" kırıklarının..


Bitti dedikten sonra ne cevap bekliyorsun ki?
Ne yaşanmışsa göm gitsin.
Ölüye sorulmaz ki kefenin metresi, sar gitsin!


Senin kimin kimsen yok mu keder?
Benim bildiğim misafirlik dediğin, üç gün deyince biter!


Dön dünya, dön istediğin kadar!
Ne sen umrumdasın, ne de senin gibi dönenler..


Bende yokluğunun kıyameti koparsa,
sende varlığımın cenaze namazı kılınır..


Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak.
İpek halıya benzeyen bu toprak, bu cehennem, bu cennet bizim..


Canımı yakan gidişlerin değildi zaten.
Canımı alan o zifiri sözlerindi..


Herkes bir gün anlar sevdiğinin kıymetini.
Ama gidince, ama bitince, ama ölünce.
Kısaca iş işten geçince..


Canını yaktıysam keyfimden değil, üşüme diye..

Bizim kurduğumuz hayallerde ölüm,
yaşadığımız hayatta, ölümün kendisi vardır..


Sonra çay bize bir gerçeği daha öğretti.
Bekleyen her şey soğur, acır ve bayatlar..


Pusulası yok yaşadığım hayatın.
Yüzüme hasret çarptı ağladım.
Ne olur gel! Çıkar düşlerimden intiharları..


Kussam kaç intihar çıkar içimden.
Kessem kaç ayrılık akar bileklerimden..


Gidiyorum avuçlarımda cam parçalarıyla,
kanla siyah duvarlara hayallerimi yazmaya..


Müebbet mi kesildi masum olduğum halde cezam?
Bitmeyecek mi kaoslarda boğulduğum kabustan bozma rüyam..


Ölümümü diriltmek istiyorum yokluğunla.
Kendimi diriltecek kadar ölü,

seni ölümüne sevecek kadar deliyim ben..

Bu yalnızlığım gerçek hayattan alınmıştır.
Ve tüm hakları yüreğimin en dipsizliğinde her hakkı saklıdır..


Beddualarımı onda bırakır sevaplarımı yüreğimde saklarım.
Masum bir günahsa yaşadığım, gururumdan susarım..


Ben büyük rüzgarların adamıyım.
Benim sevdalarımda büyük olur öfkelerimde.
Ben seversem destan, kızarsam katliam olur!


Kaçıranlar ve tekrar izlemek isteyenler için gelmedik bu dünyaya.
Zamanında kıymet bilmeyene ne tekrarımız olur ne de özetimiz..


Bir bavul dolusu cümle var defterimde.
Sen yollarına 29 harfle acı döşeyen bir şahsa;
'yara' değil de 'yar' diyebilir misin?


Bir tek kurşun çaredir bu acıya!
Rabbim sen bu kulunu bagışla.
Bedenim çürürken bu kara toprakta,
ruhum seni bekleyecek buralarda..


İnsanlar gördüm hep varmış gibi gelip,
hiç yokmuş gibi gittiler..


Kendim için yaşamadım başkaları için öldüğüm kadar!

Dumanımda o vardı, sigarayı bıraktım.
Kadehimde o vardı, içkiyi bıraktım.
Rüyalarımda o vardı uyumayı bıraktım.
Baktım ki onsuz olmuyor, yaşamayı bıraktım..


Beraber yatmaya ne dersin, 1 mezarda 2 ceset..

Ben bazen kendimden vazgeçiyorum.
Kalkmış bana "benden vazgeçemezsin" diyorsun..


Mutluyum işte.
Uyurken rüyalarımda, içerken halüsinasyonda..


Fakir bir çocuğun kuru ekmeği sevdiği gibi sevdim seni.
Başkaları burun kıvırıp 'çöpten' sayarken,
'nimetten' sayıp, Allah'a şükreder gibi..


Gecenin bir yarısı uyanıp "bir sigara içeyim" derken,
paketi bitiren insanın derdi büyüktür..


Geç kalma huzurum, bekleyenin var..

Sorun şu ki, bu ara hissettiklerimin şarkısı bile yok..

Bir türkünün içinden geçer gibiyim.
Bir yanım ağıt, bir yanım umut..


Orta yolu olmayacak bunun,
ya sen çık bu kalpten,

ya da ben çıkayım artık bu bedenden..

Sen susma!
Sen susunca etraf karanlık.
Etraf bir ton kıyamet..


Görebileceğim yerde dur.
Nerde yoksan, orası bana kara toprak..


Çayıma dem ol sevgili.
Ben çok koyu sevdim seni..


Sensizliğin dilini çözsem de,
şivesine alışamadım daha..


Karanlıkta ağladım, ışıkta boyadım gözlerimi.
Kanlı yazılarla süsledim sensizliği..


Kadını kullanıp kenara atamazsın.
Eline bulaşır, yüreğine bulaşır, vebaline bulaşır..


Telaşlı renklerin karanlığıma tutsaklığındandı zindanlarının boyası.
Her bileğim ayrı ayrı kelepçeli..


Meyhaneden masam kaldırıldı, karakoldan defterim dürüldü,
savcı kalemimi kırdı, darağacına tesbihim asıldı,
sevmek bu kadar suçsa, beni asın razıyım..


Bu gözyaşlarımla gidecekse cennete birileri,
ben hıçkırıklarımı helal ettim bile..


İlacı olmayan bir hastalıkmış özlem.
Öyle ki, içtiğim çaya bakınca bile geliyorsun aklıma..


Dünyanın en büyük yüküdür,
aklı sende olmayanı, ısrarla yüreğinde taşımak..


Kaç promil gerekiyor, bizi çift görebilmen için?

Arapça şarkı gibiyim.
Anlayan gülüp oynuyor,
anlamayan dua sanıp amin diyor..


Ölünce beni kalbine göm, mekanım cennet olsun..

Çok sigara içmiyorum aslında.
Çakmağıma kokunu doldurdum,
özledikçe yakıyorum..


Sen dardaysan ben zordayım,
sen ateşteysen ben kordayım.
Bir gün bu dünyadan göçüp gidersen,
bil ki senden önce ordayım..


Darağacına gitmek gibiymiş, elveda demeni engelleyememek..

Uyumak zor, uyanmak kolay olacak.
Sabahı iple çekeceksin.
Ne geceler rahatlatacak seni, ne gündüzler.
Ölmeyi isteyip ölemeyeceksin..


Sahibine yetişecek hecelerin yoksa,
vurursun sükutunu, kör bir geceye..


Geçici asma beni, kalıcı öldür.
Boynumun izi kalsın, yüreğinin ipinde..


Öpemediğin, sarılamadığın,
koklayamadığın birini özlemek,
ölümü özlemek gibidir. Seni bitirir..


Benim seni içimde öldüreceğim yok, kıyamıyorum!
Bir iç savaş çıksada, kim vurduya gitsen diyorum..


Öyle defalarca neşter vurmaya gerek yok bu yaraya.
Sen arada gel git. O devam ediyor nasıl olsa kanamaya..


Ne ikna edici bir intihar biçimidir,
şimdi seninle göz göze gelmek..


Doğumhaneden morga kadar uzun bir nefesti yalnızlığımız.
Bizler kör, sağır, bağımlı, kanserli delilerdik, tedavimiz karanlıktı.
Bu yoksul şehrin en zengin tinercileriydik.
Varlığımızı, yokluğumuza feda ettik..


Yanında yaşamak istediklerim,
ölesiye sevdi beni önce.
Sonra da öldüresiye yaşattılar..


Ellerim uykusuz, ellerim geberesiye yalnız..

Kurunun yanında yaş yanar mı bilmem ama,
gururun yanında aşk yanıyor..


Tövbe etmeye kıyamadığım tek günahımsın..

Ayrılığın resmini çizdim sarı odalara,
yüreğimi soğuttum zemheri ayazında,
sonra uzun uzun rüzgarın gülüşünü seyrettim çaresizce,
ve gecenin en koyulaştığı yerde, ölümü kucakladım masmavi yüreğimle..


Alt yapısı olmayan bir şehir gibiyim.
Ne zaman hüzünlensem gözlerimi su basıyor,
ve ne zaman seni düşünsem, kalbimin trafiği aksıyor..

Soğuk bir alın yazısı titredi dudaklarından ve kayboldun birden.
Meğer ben yüreği kayıp bir yazarın masalıymışım..


Vur emri ile aranan bir 'firari',
sınırı ihlal eden bir 'kaçakçıymışsın' gibi,

saklıyorum seni 'can-evimde' bilesin..

Hani bir anda bir sancı girer ya yüreğine.
İşte o yaşadığın bensizliktir.
Benim yaşadığım sensizlik gibi..


Sen gidince boğazıma dolandı bir kördüğüm.
Benimle yaşamaktan mı korktun? Ey uğruna öldüğüm..


Kirli bir çocuk yüzüyüm kapında.
Ama dünyanın en temiz gözleriyle bakıyorum sana.
Şeker değil istediğim, yüreğini koy avuçlarıma..


Ama olmadı, hiç olmadı! Sen kandın güneşin o parlak rengine.
Bense bana bıraktığın yağmurların altında boğuldum gizlice..


Ömrüm diyerek kimseyi sevmeyin.
Çünkü giden ömür geri gelmiyor..


Dünya gözlerin kadar güzel olsaydı,
ölmeye değil, yaşamaya hevesim olurdu..


Ekmeğime hoşçakal sürdün ya sen.
Ben şimdi “aşk” karınla sana,ne şiirler yazarım..


Hani mutluluk gözlerinin pınarındaydı yar.
Sanki beni oradan akıtmış gibisin..


Neden suskunsun diyorlar!
Yürek yâr'alı olunca, bir "göz",
bir de "kalem" konuşur.
Dil sus'ar bilmiyorlar..


Ceset taşıyan bir ambulansın siren çalması kadar anlamsız hayatım.
Morga ölü yetiştiriyor sanki duygularım..


Bence bir gün dön!
Artık kendimi zannedebileceğim bir şey kalmadı..


Susmak gece gibidir bazen, en siyah renkleri bile örter..
(Mehmet Deveci)


Cezaevine benziyorsun sevdiğim!
Umuda, sevdaya, özleme kapalısın.
Bir hüzne açıksın, bir de ölüme..


En kötüsüde ne biliyor musun?
Hayatta yaşama sebebim dediğin insanların seni tabuta koyması..

Umudunu yitirme diye bütün düşlerimi bıraktım gökyüzüne.
Ya sana gelecekler, ya da vurulup düşecekler hain bir yüreğe..


Başkasının olsanda, bu kalp senindi.
Ben ölümle dans ederken, o artık elindi..


Hangi haram, yokluğun kadar boğazımda kalabilir ki..

Beni bana emanet ettiğin gibiyim.
Ne gözlerime göz değdi, ne yüreğime ateş.
Seni acılarımın içinde canım gibi saklıyorum..


Yaramın adını sen koydum.
Özledikçe kanatıyorum..


Karşılıklı bir aşk istersin.
Sen feda edersin, o veda..


Ölüm kokan aşklardan nasibini almış kadınım.
Yüreğim, mezarını çok sevdi be adamım..


Bir sonbaharda tanıştık, yine bir sonbaharda ayrıldık.
Sen başka baharda, ben başka baharda kış olduk..

İşte yine burdayım, gecenin bilmem kaçı.
Çok da önemli değil akrebin yelkovanı sokması.
Buralarda vakit yine senden sonrası..


Kim nerede mutluysa, huzurluysa orada olsun.
Ölenle ölünür de, gidenle gidilmez bazen..


Bir telaş var bu aralar yüreğimde.
Ya ölüme bir adım daha attım,
ya da sen ömrünü birinin ömrüne kattın..


Hayat, fotoğrafa yansıyan sahte gülücükler kadar yapmacık.
Anlam katmak için gel, bak kalbimin kapıları sana açık..


Sen artık geçmişimde kalan gelmeyecek geleceğimsin..

Göğsüme açtığın yarayı
elimi koyarak sakladığımı düşünme.
"Eyvallah" diyorum sadece..

Beni öldüren o kadar şeyin içinde,
insanların dikkatini çeken tek şey sigara içmem oldu..

Hep uzaklarda kaldı.
Sevdiklerim, anılarım, anlayanlarım.
Bundandır hüzünlere yakınlığım..

Vurmuşum aşkın dibine,
bu gece yine SENHOŞUM..

İçimde söylemek isteyipte,
söyleyemediğim sözcükler var.
Sen gibi, ben gibi, gel gibi..


Yaşayıp gidiyoruz işte.
Bazen cümle alem birlikte,
bazen yapayalnız içimizde..

Sahipsiz bir uçurumdu gözlerin.
Ne bakmayı bildi, ne de öldürmeyi..

Doğuştan ruhumun hapisanesiydi bedenim
ama yüreğini gardiyan yapma fikri,
tamamen aşkın densizliğiydi..


Ruhum dipsiz uçurumlarda geziniyor..

Sessizliğin deminde, gecenin gamındayım..

Bazı yolculukların dönüşü yoktur.
Onun için ardından su değil, gözyaşı dökülür..


Cebi delikmiş kalbimin.
Hangi sevdayı koyduysam kaybettim..


Diyette değilim hayat.
Bana bir dilim mutluluk ver..
(Nebi Yıldız)


Biz de hatalıydık elbet.
Yani başrolü kime verdiysek, katil hep o çıktı..
(Emre Karataş)


Durma; tahliye et beynimi.
Bu gece uykuya rezerve bedenim.
Düşlere gebe yalnızlığım var benim..


Oturdum, tükenişimi izliyorum..

Bir bilet kes içimdeki trene.
Karanlık tüneller, aydınlık yollara çıksın..

Kusursuz bir gök mavisiydim, güneşimi batırdılar..

Mahkum ettin beni gayri meşru günlere.
Bir gün sende düşersin faili meçhul hayallere..


Bir pencere önündeyim;
açsam ayaz, baksam suç..


Bir intihar aranıyor gizli yara izlerinde.
Kaybı çoktan bildirilmiş bir hayat.
Çoktan yitmiş, kimsesiz bir hayat.
Ölüm, uğra bana..


Senin bana uyandığın sabah belki hiç yok,
ama benim sana ÖLDÜĞÜM gecelerim çok..

Varlığın hayatımı doldurmuyordu,
ama yokluğun yalnızlığıma sığmıyor..

Biri var aklımda, darmadağın özlediğim..

Mutluluğun gözü kördür, yalnızlık sağır.
Ondandır biri tökezleyerek yürür,
öbürü uykusunda bile bağırır..
- Özdemir Asaf

Nerelisin sözüne,
avazım çıktığı kadar Y A R A L I Y I M diyorum,
kimsenin umrunda olmuyor.
Ve hiç kimsede çıkıp ben de oralıyım demiyor..


Ben ölümden sonraki hayata inandım.
Senden sonrakine değil..


Islaktı bugün şehrimin sokakları.
Sanki yokluğuna ağlamış gibi..

Yine kendimden kaçıp;
sana sığındığım saatlerdeyim..

Beni yarım bırakma, başkasına can olur.
Beni yarına da bırakma, can bu belli mi olur..

Bitmişti, çünkü aşk;
sana bol olmuştu, bana dar kesim..


Lüzumundan çok fazlaydı umutlar.
Tek kişilik değilmiydi tabutlar..

Aklın zamansız öldürdükleri, yürekte amansız dirilir..

Yarından hiç ümidim yok yanımda kalmadığından,
kabuk tutmayan yaramla kan bağın var..

Ne içerseniz için, ne kadar içerseniz için.
Yalnızca başınız döner, gidenler değil..


Gecenin karanlığına sakla gözlerini.
Kimsenin yüreğine ıșık olmasın..

0 Negatif kan grubu gibidir aşk.
Ondan başkasını kabul etmez yüreğine..


Cenneti yaşayacaktım, yüzüme gülseydin eğer..

İçimden gidenler oldu, gidiyorlarda.
Kâh bir düğün halayı, kâh bir cenaze alayı.
Güle güle, öle öle gidiyorlar..


Ben acının kirpiğinden öpmüşüm.
Huzur bana göz kırpmaz..


Simsiyah isli mumlar yanıyor içimde.
Kaybettiklerimin yoluna ışık olsun diye..


Suçlu biziz aslında.
Vazgeçemedik vazgeçenlerden..


Hikayenin sonu; kadın yorgun, adam yok..

Korkma, aç kapıyı.
Sende kalmaya değil,
beni almaya geldim..


Gönlüm bir hapishane.
Aklım her gün başka bir hücresinde.
Ruhum yüzme bilmez kırık gemilerde.
Yokluğunda oluşan denizlerde..


Elden düşme sevdalar değil benim istediğim.
Ya her şeyin olacağım, ya da hiçbir şeyin..


Hayatı hep ucundan, köşesinden yaşadım.
Acım bana aitti ama neşem çalıntıydı..

Gayriresmi birçok hayalde,
ben seninle aynı yastıkta öldüm..


Seni bekleyeceğime söz veremem.
Bak yine yaz‪ geçiyor, yine sonbahar.
Bilirsin kulun ‪kaderi‬ yaprağa benzer.
Hep sararmaz ki!
Bazen en yeşilide toprağa düşer..


Kelimeler dilimde misafir.
Sen vefasız ev sahibi..


Bütün ayakkabılarını sakladım, gitme..

Geçmişe bakmıyorum artık.
Geçen geçti, giden gitti.
Dün dündü derken, bugün bile bitti..


Gökyüzü gibi gülüşü vardı.
Yüzü gitti, gök kaldı..


İnanma pencerelere.
Gece hepsi ayna oluyor..


Sigaralı sigarasız çürüyen ciğerlerimiz var..

Biraz da kayboldum, yoruldum,
ama kaçmadım savaş yanlısı saçlarından..


En çok bu mevsime yakışıyor aşk.
Sen kış, ben kıyamet..


Gittiğin yerler çoğaldıkça, bıraktığın boşluk büyüdü..

Bir telaş var bu aralar yüreğimde.
Ya ölüme doğru bir adım attım,
Ya da ömrünü ömrümden uzak saydın..


Çocuk kalsaydık.
Morluklar sadece dizlerimizde olsaydı,
göz altlarımızda değil..


Sol yanıma yağan ateş parçalarını hissedebilseydin,
cennetin olduğunu anlardın..


Acı diyorum!
Hiç akıp gitmez mi yaktığı yerden?


Bazı geceleri sana ağlatasım var..

Hikayenin sonun da ölü bir kadın,
ve katil olduğundan habersiz bir adam..


Aslında çokta yazılacak bir şey yok.
O aklıma gelince, her kelime faili meçhul bir cinayet..


Baktım tütün sarmak,
yara sarmaktan daha iyi,
sevmeyi bıraktım, sigaraya başladım..


Sana söz hayat!
Bundan sonra kimseyi göz çukurlarıma ekip,
büyümesi için gözyaşı dökmeyeceğim..


Sustukça birikiyor içimdeki kelimeler,
çığlık çığlığa söylemediklerim yankılanıyor
sol kaburgamın altında..


Çok sevince kaburgalarım ağrıyor,
çok sevilince ise bilemiyorum.
Ben hiç çok sevilmedim ki..


Fotoğrafına bakıp, "ben başkasını nasıl bu kadar seveceğim" diye düşünmek..

Kim demiş içmem diye.
Az önce bir büyük sen devirdim
"körkütük yüreğime"..


Usta üç çay getir ardı ardına.
Biri sağlığıma, biri varlığıma,
biri de yandığıma olsun..

Elimde olsa saklamazmıyım seni kaburgalarımın içine..

Dokunduğun yaram kanıyorsa, iyileşmemişimdir.
Kanamıyorsa, bil ki ölmüşümdür..


Şimdi ben, "kalbin boş mu" diye soran olursa,
yer mi yok diyeceğim, yoksa yâr mı?..

 
facebook Instagram twitter youtube

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder