Duygusal Sözler

Ya tek benim olursun,
ya da silinir gidersin bu yürekten.
Orta yolu yok bunun.

Ha var, ha yok değil,
ya var olursun, ya da yok..

Ateşten bir kalbim, buzdan bir ülkem,
tuzdan bir evim, şekerden bir sevgilim vardı.
Sonra ne mi oldu? Sadece yağmur yağdı..


“Her katil cinayet mahaline mutlaka geri döner”
derlerdi de inanmazdım.
Ölüp ölmediğini merak ettiğin kız,
tüm sessizliğe ve zamana inat nefes alıyor..


Yalnızsın, bir bedel gibi.
Yorgunsun, İstanbul gibi.
Küskünsün, bir çocuk gibi.
Unutulacaksın, her yalnız gibi..


Kederli bir yalnızlık doluyor içerime.
Ölümünü düşünen bir insanın yalnızlığı sevgisiz ve nefretsiz..

 
Yalnızlığın iskelesinde bir kayık bağlı.
Ben çözüp gelemiyorum, seni zaten deniz tutar..
(Ceyhun Yılmaz)


Ne bir demet karanfil, ne bir damla gözyaşı.
Bir hal hatır sormayı dener diye bekledim..
(Cemal Safi)


Eğer bir gün hayatım sana gerekecek olursa gel ve al onu.
Sen yüreğimi anlamayan hüzünlü şövalye, yaramı nerden bileceksin?


Ne kötüdür insanın aklıyla yüreği arasında çaresiz kalması.
Ne kötüdür ona an kadar yakın, bir asır kadar uzak olması..


Benim temiz kalbim sana yetmedi.
Git sevgili! Git de, senin gibi paslanmış kalplerde yaşa sevgini..


Neyim olursan ol da, hayal kırıklığım olma.
Orası çok kalabalık, tanıyamam seni..


Ben senin gibi "treni kaçıran yolcu" edasında değil,
"ölen yakınımı uğurlar" gibi yaşarım ayrılıkları..


Sizin bu ayrılık dediğiniz şeyin Türkçe meali neydi?
Hayır siz ağlıyorsunuz da, ben neden ölüyorum?


Hata bende sevgili,
aşk diye kapısını çaldığım kalbinin,
genel ev çıkacağını nerden bilebilirdim..


Sevdiğini mertçe seven kişi, pervane gibi közler ateşi.
Sevip de yanmaktan korkanın, masal anlatmaktır bütün işi..


Hayatımda kimse yok ama sorun değil.
Çünkü sen aşkı basitleştirenlerden birisin,
bense yalnızlığın hakkını verenlerden..


Ben beni unutanları hiç unutmadım.
Usulca katlayıp bir elbise gibi yüreğimin çekmecesine sakladım..


Korkma bana aşık olmaktan, ya da bir gün çekip gitmekten.
Çünkü kalbimdeki hiç bir cesedi sahipsiz bırakmadım ben..


Ben sensizdim akşamın yaklaştığı saatlerde.
Kahrolursun görme ağladığımı.
Başlayan düşü şafakla birlikte
dağıtır ansızın her gün batımı..


Ben kalem ucunda o kadar insan öldürdüm ki,
hepsinin cesedi mısralarımda ölümsüzleşti..


Duvardaki yangın düğmesini örten cam parçasıyım.
Kurtuluşun olacaksa hiç düşünme, ayakkabının topuğuyla kır beni..


Bilirsin günahları yazan melek soldadır.
Hatta bundandır kalbin solda olması.
Çünkü belkide aşk, yaşanılan en büyük günahtır..


Seni sevdiğimi ihbar etmişler ayrılığa.
Geçen gün yokluğun gelip teslim aldı beni..


Bir ömür boyu seninleyim desende istemem artık,
çünkü sen rüzgarın coşturduğu bir toz bulutusun.
Bugün bana esersin, yarın ellere..


Madem ki yokluğumla daha mutlusun,
o halde yokluk benim bu aşk için büründüğüm son kimlik olsun..


Ben kimsenin kollarında ölmek istemiyorum,
annemin ayaklarının altına gömün beni o yeter..


Ölmek dert değilde, cenazeme gelmişsin.
Kalkıpta alnından öpemiyorum ya, işte o koyuyor adama..


Bugün günlerden ne?
Yoksa sensizlikertesi mi?

Beni yüreklendirecek bir söz söyle.
Şehrin tutsaklarını salayım kalbimden,
beni yüreklendirecek bir söz söyle,
kurşunu beynime sıkayım öylesine..


Bir "hoşçakal"a sığdırdı bizi, yere göğe sığdıramadıklarımız..

Hani bir damla gözyaşıma kıyamazdın ya,
bu şehir sular altında, sen nerdesin?


Ey özlenen!
Zamanlı zamansız akşamlarda,
yitik coğrafyalardan sürgünlerini
göçe vurmuş yolcular çalıyorlar kapımı..


Kimi insan otların, kimi insan balıkların çeşidini bilir, ben ayrılıkların.
Kimi insan ezbere sayar yıldızların adını, ben hasretlerin..


Kimse anlamadı.
Bu aşk'ta yüzde elliye varan indirmli acılar vardı.
Peşin gözyaşı ödediğinde, yalnızlığı oniki aya bile bölüyorlardı..


Kapıya gelen çocuklara şeker verir gibi kalbimi vermiştim sana,
bu bayram da gelmedin, adres çoktu galiba?


Sadakat mıydı zamana yenilen.
Yoksa zaman mıydı ihanete buyur gel diyen..


Susarım ben!
Kelimelerim, sevdiklerimin yüreğinde cümle olmuyorsa eğer..


Yağmur olsan binlerce damla arasında bulur tutardım seni.
Çünkü korkarım, toprak aldığını vermiyor geri..

(Cemal Süreya)

Herkesin bir gideni vardır,
içinden bir türlü uğurlayamadığı..


Sen beni sevmedin ya,
ben de gidip herkesi sevdim.
ve herkese böldüm kendimi.
Herkese az az düştüm,
ve kimseye yetmedim..


Fark yok ikimizde beyazları giyindik.
Sen dünya evine, onun altına.,
ben ahiret alemine iki karış toprak altına girdim..


Bugün kalpler parçalı umutlu, yer yer görülen ihanet bulutları,
gözyağışları şeklinde sel olup akacak. Sıkı sevin üşütmeyin..


Benim sana sadece kanım kaynıyor.
Yüreğim mi? O seni sevdi seveli anası ağlıyor..


Öyle bir gittin ki, bakakalmak kaldı bana arkandan.
Ne gözümü alabildim, ne göze alabildim..


Ne kadar zordur aslında,
sevipte seviyorum diyememek.
Görüp görmemezlikten gelmek,

yaşadığını bilipte benim için öldü demek..

En soğuk mevsim kış'mış.
En soğuk mevsim kış'sa,
'o' giderken ben niye donarak ölüyordum,

yaz'ın ortasında..

Profesörler bırakın uzun yaşamanın sırlarını.
O'nsuz yaşamanın sırlarını bulun..


Boş adamın tekisin dedi.
İçimde sen yoksun ya ondandır dedim..


Gözlerinin kahvesinden koy ömrüme,
40 yılın hatırına sen kalayım..


Dilini kalbine yanaştır.
Dilinle söylediğini kalbinle de söyle.
Dikiş tutmuyorsa şayet, söylenmeyi bırak sus..


Dört yanı hüzünle çevri yara parçasına 'aşk' denilirmiş.
Yüreğimin coğrafyasına düşünce anladım..


Al sana gökkuşağı, saçına takarsın.
Al sana bulut, gözyaşını atarsın.
Al sana kalbim, sorun değil sıkılırsan kurşun sıkarsın..


Kalbime saray inşa etmeye çalışman çok güzel bir davranış.
Ama keşke temeli atıp, derince kazdıktan sonra bırakıp gitmeseydin..


Ben ne kadar zilzurna sarhoş olsamda,
yaşadıklarımdan çıkarken hesabı ödeyecek kadar ayığım..


Sana öyle bir yar olurum ki, bana bin defa aşık olursun.
Senden öyle bir ayrılırım ki, kendini bin defa gömülmüş bulursun..


Kirli bir çocuk yüzüyüm kapında ama,
dünyann en temiz gözleriyle bakıyorm sana.
Şeker değil istediğim, yüreğini koy avuçlarıma..


Nedir bilemiyorum, sana bakınca kendimi görüyorum.
Sana gelirken kendimden gidiyorum.
Ve senden giderken kendime gelemiyorum..


Hasretini söküp atmaya kalksam kendimden,
yorgun ellerimle ne kadar uzağa fırlatabilirim ki?


Aşk oda sıcaklığına göre maddenin üç halini de alabilir.
Bağırıp küfrederken katıdır, öpüp kokladığınızda sıvıya dönüşürken,
kapıyı çarpıp çıktığınızda ise buharlaşır..


Ben özgürlüğüne düşkün bir insanım ama,
kapatırsan beni sol göğsünün kafesine,
sesimi bile çıkarmayacağım..


Sen aslında gitmedin öyle değil mi?
Eskisi gibiyiz hâlâ, hâlâ çocuklar gibi
her şey şakacıktan..


Bir gece yarısı uyanıp "oh be rüyaymış"
diyebilseydim keşke gidişine..

Kuşlara benzer kelimeler,
odana dolarlar bir akşam.
Nereden gelirler bilinmez.

Kâh çığlık çığlığadırlar,
kâh sesleri işitilmez..

Sesimi duymamak için direnen kulaklar bari gönlümü dinlesin.
Ben susmalıyım ki, tüm zor cümleler gönlümü dinleyenlere kalsın.
Dilimle konuşmak canımı çok acıttı..


Düşünsene bir gün beni soruyorsun,
aldığın cevap başın sağolsun..


Ben renklerin en siyahını hak ettim mi?
O kadar beyaz severken seni..


Ya sevmelisin adam gibi rol yapmadan,
ya da gitmelisin bu şehir bir intihara sahne olmadan..


Susmak yorucu bir lisan.
Ama taştan soğuk gözlerine,
anlam yüklemeye gücüm kalmadı artık..


Sefaletimin nedeni yok'sulluk değil, yoksun'luk..

Aslında suçum yok inanın bana hakim bey.
Bende yakmak istemezdim bu şehri,
ama ne yapayım, üşümüşse sevdiğimin elleri..


Çok gördük dışı doublex, içi bodrum katı aşkları.
Ben müstakil yalnızlığımla mutluyum..


Şimdi kelebeğin kanatlarında yazılı adın,
dokunsan silinecek, dokunmasan ölecek..


Hayatın matematiğinin farklı olduğu hep sonradan anlaşılıyor.
Ve anlıyor ki insan, değer vermek yalnızca matematikte işe yarıyor..


İnsan gerçekten tamamen unutamıyor eskiyi.
Mutlaka taşıyorsun yanında ona dair bir şeyi.
Aklında adını, kıçında yediğin tekmeyi..


Aşık gibi sevmezsen, kardeş gibi sev beni demiştim.
Sen de öyle sevdin. Bu aşkın Habil'i ben oldum, Kabil'i sen..


Başıma bela olduğun günden beri hep söylerim,
Allah belamı versin..


Herkesin bir son baharı vardır.
Kiminin yaşamadan yaş'landığı,
kiminin yaş'lanmadan yaşadığı..


Bakmayın öyle, tabii ki de ağlamıyorum.
Giden sevgilinin ardından su döküyorum..


Ah be sevgili! Slow müzik tadındaydı beraberliğimiz,
gidişin remix'li oldu, kop'tun gidiyorsun..


Mutlu olmanı istesemde,
bir başkasının senin içini ısıtacağını bilmek,
benim hep içimi üşütücek..


Yağmurun en güzel tarafı bu,
herkes aynı derecede ıslanırken,
ağlayanın gözyaşı belli olmuyor..


Benim şiirlerim çay kokar, düşlerim sade sen.
Demlikte nefesin, bardakta gamzen..


Bazen gözlerinin tanımadığını yüreğin tanır.
Histen köprüler kurarsın, mesafeler utanır..


Ben sadece kışın karpuzu, yazın portakalı özlerdim.
Şimdi bir de sen çıktın başıma..


Hangi veda cümlesinden bahsediyorsun sevgili?
Sen gitmeye yeltendiğin andan itibaren,
ben vurdum "hoşçakal"ın sandalyesine tekmeyi..


Benden su katılmamış şiirler istiyorsun.
Kalem mi yazıyor sandın?
Ben harfleri denizlerden söküp tek tek,
gözlerimden süzüyorum, höremiyorsun..


'Hayatım'' desen ömrüm uzardı,
şimdi dilime adın değse midem bulanıyor..


Seçtiğin yolda sana mutluluklar diliyorum.
Unutmak alışmaktır. Unutursun demiyorum.
Ama alışacaksın biliyorum..


İşte böyle canım benim galiba kayıp,
cennet için cehennemde şafak sayıp,
geçiyor günlerim ertesine ertelenik,
ruhumdan yüzüme donuk bi mimik..


Bugüne kadar hiç akıllıca bir şey yapmadım,
seni bile deli gibi sevdim..


Kursak diye bir yer var.
Heveslerim, hayallerim,

sevdiklerim, dostluklarım.
Hepsi orada..


Sevmek zor iş, ne maaşı var ne sigortası,
bir ayrılığı var, bir de gözyaşı..


Sığmadın içime sevgili, bu yürek, bu şehir,
ve özünü bulduğun şu garip sevda sana dar geldi..


Aynada gördüğüm yüzün, dudağı gam, gözleri hüzün.
Ben geceye hapsolmuşum, adı var kendi yok gündüzün..


Senin çelme taktığın yerden başlıyorum hayata.
Varsın yara bere içinde olsun dizlerim,
yüreğim kadar acımaz nasıl olsa..


Ayrılığın resmini çizdim sarı odalara,
yüreğimi soğuttum zemheri ayazında.
Sonra uzun uzun rüzgarın gülüşünü seyrettim çaresizce.
Ve gecenin en koyulaştığı yerde ölümü kucakladım masmavi yüreğimle..


Bir gün bir köşede sızıp kalırsam,
el tanımasa da sen tanırmısın?
Sorsalar sana kim bu diye,

bakıp yaptığından utanırmısın?

Öğretmenim, alfabeyi say, dedi, saydım.
Derin bir bakış attı bana. O nerde, dedi.
'O' artık 'öldü öğretmenim..


Özledim gözlerini, beş dakika uyan az.
Çok değil, gözlerinin kabesinde bir namaz..


Beynimde cevabı ölüm olan bir soru.
Aşk yalan ise, yüreğimdeki acı niye gerçek?


Ülkenin farklı şehirleriydik.
Ben sürgün yeri, sen başkent.
İsyan sende başlardı,
cezasını çekmek bana kalırdı..


Boğazıma takıldı sevdan.
3 kere sırtıma vur helal de.
Alışık değilim harama,
ondan olacak herhalde..


Benim sevgim kocaman bir okyanus olsa ne fayda.
Sen yüzmeyi değil, üzmeyi bildikten sonra..


Ateşim sen ol, yanması benden.
Kaderim sen ol, çekmesi benden.
Kurşunum sen ol, sıkması benden.
Azrailim sen ol, ölmesi benden..


Susmak yaksada içimi, hiç karartmadım yüreğimi.
Keşkelerim var belki ama üzmedim kimseyi..


Unutmak gerekiyormuş unutulma pahasına,
zaman değilmiş gideni getiren,
aslında zamanmış var olanı götüren..


Eş olan, aşk'a eştir.
“Eş” değer, nefesten ötedir.
Ötemde özüm var,
özüm nefesin ötesinden ötedir..


Benden seni seviyorum dememi bekleme sevgili.
Biz de zikir sessiz çekilir..


Kahretsin ki, dinlediğim her şarkıda,
seni anımsatan ya gözlerin, ya ihanetin var..


Mesafeler hep muamma, hep uzak.
Esaretin gömülü tenime, hep alengir, hep tuzak.
İşlenmiş boynuna yıldız parıltısı gümüşler.
Hem bunca yakınken, hem çaresiz, hem uzak..


Çünkü aşk, yaralıyken asla bulamayacağınız garip bir kan grubudur..

Biz kimseyi incitmeden,
kimse bizi incitmeden yaşayamaz mıydık?


Çocukken hiç oyuncağın olmadı mı senin?
Neden bu kadar çok oynuyorsun hayallerimle?


Öfkeni yapraklara yaz, sonbaharda dökülsün.
Derdini rüzgara yaz, estikçe uzaklara götürsün.
Sevgimi kalbine yaz, öldüğünde seninle gömülsün..


İki kıyı gibiyiz.
Bizi ayıran deniz aslında tek bağımız.
Senin üstünden geçen bulut, benim yağmurum.
İki kıyıyız hep, biraz uzak ama sonsuza dek bir arada..


Mutluluktan hiç ağlamadım ama,
sinirden güldüğüm çok oldu..

Herkes birbirine sığınıyor bu devirde.
Aşk acıya, acı gözyaşına, ben sana, sen ona..


Beklemek, şimdi hiç duymayan birine,
dünyanın en güzel şarkısını söylemek kadar anlamsız.
Peki ya umut? Umut, şimdi hiç görmeyen birine,
gökkuşağını anlatmak kadar zor ve imkansız..


Ben yalnızca sevdiklerimden korkarım.
Çünkü beni sadece onlar incitebilir..


Belki kurduğumuz hayaller biter diye,
düşlerde bir sen biriktirdim yüreğime..


Ben senin gözlerinde,
ölülerin bile şahit olamayacağı cenneti gördüm..


Yağmura yakalanırsan, benden kaçtığın gibi yağmurdan kaç.
Çünkü bulutların arkasında aşkı için ağlayan benim..


Bana bir kere susma hakkı verseydin,
sana neler söylemeyecektim.
Oysa sen hep payına susmaları aldın.
Bana ise hep sensizliğin ezeceği vakitlerle savaşmak kaldı..


Vazgeçilmezimdin bilirdim.
Yokluğunda sen komasına girerdi bedenim..


Aşk uyudu ranzalarda, düşler eskidi gitti.
Islığıma gömüyorum kalbimdeki sözleri..


Sana verebileceğim beyaz sayfalarım yok.
Her yanımı seninle karaladım ben..


Sen susunca çok yoruluyorum.
Acaba neyi anlatmıyorsun..


Allah yol vermiş, yordam vermiş, iz vermiş.
Niye gelmiyorsun?


Belki de konuşuyordur gözlerin.
Ama ben gözce bilmiyorum.
Sessizce biliyorum, usulca biliyorum,
masumca biliyorum..


Yum gözünü aç elini, yüreğim senindir.
İster cam kenarına koy, güneş alsın,
ister can kenarına koy, hep sen de kalsın..


Dışarıya yağmur, yüreğime hasret, fikrime sen.
Nasıl yağıyorsunuz üçünüz birden bir bilsen..


Senin gülüşün cennetten atılan bir ekmek kırıntısı gibi.
Ben ise bir serçe gibi, karın tokluğuna seviyorum seni..


Bir "kal" tanesi, eritirdi bütün bir ayrılığı..

Gözlerimin içindeki ülkemsin.
Her sokağın ayrı bir devrim..

Yüzüme okunmuş bir dua gibisin sevgilim.
Çok şükür bugün de aşığım sana..


Lanet olsun, gözyaşlarım yine benden habersiz akıyor..

Farzet ki sevgine muhtaç fakir biriyim.
Zekat olarak yüreğini verebilirmisin?


Aşk bu ya, iki kelime yüreğine yazıyor da,
binlerce damla gözyaşı silemiyor..


Seni seviyorum.
Yüreğime aktıkça damarıma kan olan,
yokluğuyla intihar varlığıyla can olan..


Sen ordan bir canım dersin,
benim kalbim kaburgamın altına sığmaz burda..


Bir ömür boyu seni sevmeye niyetliyim desem,
"Allah kabul etsin" der misin?


Sırattan incedir sevda köprüsü.
Tut elimden beraber geçelim..


Birbirimizi öyle sevelim ki,
şeytan bile bizi gördüğünde "Bismillah" desin..


Nasıl bir enstrüman kullanıyorsun bilmiyorum ama,
hayallerimi, yarınlarımı, mutluluğumu çok güzel çalıyorsun..


Gözlerinden göğsüme sayısız yıldız akar.
Bir gülüşün içimde binlerce lamba yakar..


Şimdi sen yanımda değilsin ya,
aklımda olağanüstü hal,
yüreğimde sokağa çıkma yasağı..


Seni sevip çekildim.
Dedim dünya bu kadar..


Gülümse derler, elimde değil.
Gülümsetenler yerinde değil..


Olmaz mı bu ayrılık kavuşmaya feda?
Yüreğin vuslat okuyor, gözlerin veda..


Sarıl bana, kırılsın yalnızlığımın kemikleri..

Yağmurla yarıştım bu akşam.
O yağdı ben ağladım.
O güneşi özlemişti bende seni..

Kime ne anlatıyorum ki.
Ben sana akan ırmak,
sen başka okyanusa deniz.
Aşk iki kişilikti, ben üçüncüydüm..

Kalbimi soruyorsan, o senin evin..

Benim istemek istediğim sendin..

Gözlerinin kahvesinden koy ömrüme.
Kırk yılın hatrına “SEN” kalayım..

Ben hala büyümedim anne;
makarnayı hala ekmekle yiyor,
çayı çok şekerli içiyor,
ağlamak için hep tenhaları seçiyorum..


Benim şiirlerim çay kokar.
Düşlerimde sade sen,
demlikte nefesin, bardakta gamzen..


Gel "biz" olalım demek kolay.
Benimle "hiç" olur musun?


Vazgeçtim ben karanlığıma dokunan aydınlıktan.
Yoksul duygularımın dilenci sevdasından..


İçimde seni bir ömür bekleyecek kelebekler,
ve yıllarca unutmayacak balıklar vardı..


Neşeli bir şeyler çal hayat.
Ama ne olur benden değil..

 

Sen sarıldın,
ayaz rüzgarlar esen topraklarımda papatyalar açtı..  


Benim lügatımda gitmek, sana gelmektir..

Bilirim çocukluk ölmez.
Ve aşk en büyük çocukluktur..


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder