Etkileyici Damar Sözler

Bedelli mutluluk diye bir şey çıksada,
parası neyse verip az mutlu olsak..


Hayatından silmek istediklerini gerçekten sil.
Çünkü geri dönüşüm kutusunda bekletirsen,
sistemini yavaşlatır..


Zor durumlarda farkını gösteren değil,
farkıyla zor duruma düşürmeyen farklıdır..


Çok değişti artık devir çok, çıktı işler rayından.
Karnı tok olup ''küfür" edenide var,
karnı aç olup ''şükür'' edenide..


Her şeye rağmen isyan etmedim hiçbir şeye, hiçbir zaman.
Gülüyorum hayatımda yer vermediğim kişilere.
Fragmanımla idare edip devamını rüyasında bile göremeyenlere.
İyi seyirler diliyorum, hayatımı uzaktan izleyenlere..


Suç benim değil ki.
Şiir kokuyordu bakışların.
Yazmamak gözlerine ihanet olurdu..


Park'ta salıncak sırası bekleyen çocuk gibi bekledim seni.
Biraz heyecan, birazda salıncağı başkası kapacak korkusu işte..


Uzaktan görenler diyor ki duygusuz.
Duygusuz olduğum için mi gözlerim kaç zamandır uykusuz..


Bilseydim dünyanın keşkelerden kurulduğunu,
küçükken ne olmak istiyorsun diye sorduklarında,
mutlu olmak istiyorum derdim..


Tecrübeler en iyi öğretmenlerdir.
Yalnız okul masrafları biraz çoktur..


Üzülmem mi sanıyorsun, yürek ağlar gözden önce..

İntihar köprüsü gibiyim bugünlerde,
gözümdende, gönlümdende düşen düşene..


Kalbin kemiği yok diye kırılmaz mı sandın?

Cesaret illa kükremek değildir.
Bazen, gün biterken, usulca
“yarın yeniden deneyeceğim” demektir..


Sevdanı bulutların üzerine yazmışsın.
Yağmur olarak dökülüyor gözlerimden..


Önce rıhtımda acı bir insan çığlığı koptu,
sonra hıçkırıklarla gözyaşları kaldı rıhtımda..


Bir anlık değil boğulduğum bilinmezlik.
Acısı çıkıyor sustuklarımın. Oysa ben iyiyim!


Bana "keşke" dedirten hayat, geleceǧimden çalıp "belkide" dedirtti.
Şimdi hayata bende bir cümle koyuyorum "neyse.."


Sevdiklerimiz üzülmesin diye içiniz kan ağlarken bile,
tebessüm edebilecek kadar güçlü olur seven insan..


Yaşamak uğruna ölmek bu olsa gerek,
sevmek uğruna acı çekmek bu olsa gerek,
hayat uğruna savaşmak bu olsa gerek,
peki ya senin uğruna üzülmek niye?


Kan bağı neye yarar, can bağı olmadıktan sonra.
Can bağıyla bağlı öyle dostlarım var ki,
kan bağlarımı hiç aratmıyorlar bana..


Bir erkeği normalde ağlatması zordur.
Ama erkek ağladığında, asla sahte olmaz gözyaşları..

Hayat yangın gibidir.
Yoldan geçenin unuttuğu alevler,
rüzgarın önüne katıp savurduğu küller,
işte bir insan ömrü gelip geçmiştir..


Umut hiç bitmeyen bahar mevsimidir.
İçinde kar da yağar fırtına da.
Ama çiçekler açmaya hep devam eder..


Dost, göze sezdirmeden gözyaşı silendir..

Sen sevdiğin için sakın utanma,
çünkü utanması gereken,
sevildiğini bildiği halde sevmesini bilmeyendir..


Kahpesi lider, kurnazı milyarder, bizim gibiler hep mücadele eder.
Sana diyeceğim şudur küçüğüm, büyüme bu hayat senide siler..


Susuyor olmam, acı çekmediğim anlamına gelmez..

Sanmaki adını ağzıma alıyorum diye seni seviyorum.
Dudak tiryakiliği benimkisi, seni içime çekiyorum..


Ah yar. Tefsiri zor olacak ki, okuyamadın gönlümü..

Dert etme. Nefes alabiliyorsan ne mutlu sana.
Ve unutma! Git'lerin gerçek olduğu bir yaşamda,
kaybetmek kalmayı öğretir..


Öyle karmakarışık bir haldeyim ki şimdi,
ağlaya ağlaya gülesim var..


Kendi kalabalığından kaçan kentler gibiyim bu gece.
Zemheri bir yaşayış düşürmüşüm gözlerime.
Gerisini susuyorum. Masallardan düşüyorum bu gece.
Bir martının gözlerinde üşüyorum. Sonrası yok biliyorum..


Hayat sürekli bir tırmanıştır.
Kimsenin emeğine ve yüreğine basmadan
tırmanmak tırmanışın “insanca”sıdır..


Dünyanın ne kadar küçük olduğunu,
"seni dünyalar kadar seviyorum"
deyipte gidenlerden öğrendim..


Biliyor musun şarkılara neden "parça" deniyor.
İhtiyaç duyduğunda bazıları eksik bir yanını tamamlıyor..


Adını duyunca değilde,
yanında ya da dilinde başka bir ad duyunca
yanar aslında canınız..


Susmak kabullenmek değil, cevaptır.
Eğer insan kısa cümleler kuruyorsa,

uzun yorgunlukları vardır..

Ölüm, hayatta büyük kayıp değildir.
Asıl büyük kayıp, yaşarken içimizde ölenlerdir..


Resmini baş ucuma astım sevgilim, bakıp bakıp tükürüyorum..

Ey gönlüm bilmezmisin gözler sebepsiz yaşarmaz,
dudaklar sebepsiz kurumaz, gönülde bir dert olmadıkça
kimsenin yüzü sararıp solmaz..


Dışardan güçlü görünüyor olabilirsin ama savaşlar içerde kazanılır..

Masal kitabı gibisiп, okuması güzel ama iпaпması çok zor..

Düştüğünde yanında olan değil, kalkman için el uzatandır.
Unutma, kötü günde katkısı olmayanın iyi günde hissesi yoktur..


Güzel bir gülü, güzel bir geceyi, güzel bir dostu herkes ister.
Önemli olan gülü dikeniyle, geceyi gizemiyle,
dostu tüm derdiyle sevebilmektir..


İnsanlar birer harf gibidir.
Güzel insanlar bir araya geldiklerinde güzel bir cümle kurulur..


Beklemeyin!
Nazik olmak için, bir gülümseme beklemeyin.
Sevmek için, sevilmeyi beklemeyin.
Dostunuzun değerini anlamak için, yalnızlığı beklemeyin.
Öğütleri hatırlamak için, düşmeyi beklemeyin.
Dua'ya inanmak için, acıları beklemeyin..


Dünyada "her erkeğe 3 bayan düşüyor" derler ya.
Doğru olanda bu. Bir erkek kalbine 3 bayan sığdırmalı.
Annesi, karısı ve kızı..


Hani hep derler ya iyi olma.
Bu devirde kötü ol yoksa üzülürsün diye.
Bitkinin güzelliği, tohumun iyiliğinden,
insanın güzelliği ise, kalbinden gelir..


Hayatın bu çirkin oyunlarına rağmen hâlâ gülmeyi başarabilen insan,
hayatın felsefesini çözmüş demektir, "umursamamak" 
(Necip Fazıl Kısakürek)


Beni sev ya da benden nefret et, ikiside benim yararıma.
Seversen hep kalbinde olurum, nefret edersen hep aklında..


Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı..


Yetimhanede yaşayan küçük bedenlerin,
ranzalarına yazdıkları "anne" kelimesi kadar masum olmalı aşk..


Mevsimin suçu yok, yokluğun soğuk..

En çok incittiğimiz kişilerin,
aslında en sevdiklerimiz oluşu ne garip değil mi?


Dalında son bir yaprak olmaktır yaşamak ve asi rüzgara direnmektir.
Fırtına koparken bile ağız dolusu gülebilmektir her şeye inat..


Hayat, çatlak bardakta ki suya benzer.
İçsen de tükenir, içmesen de.
Bu yüzden hayattan tat almaya bak.
Çünkü yaşasan da bitecek, yaşamasan da..


Artık hayat, küçükken oynadığım
kutu kutu pense'ye benziyor nerdeyse.
Çünkü herkes bir bir arkasını dönüyor sadece..


Unutulmak kadar acıdır bazen yaşamak.
Yüreğinde bırakma beni intihar et..


Allaha emanet ol dedi ve gitti.
- Güldüm.
- Zaten ondan başka kimim var ki dedim..


Ne yormak istedim seni, ne de yormak kendimi..

Çok çalıştım gitmeye de kalmaya da.
İkiside aynı acı, ikiside rezil.
Daha öncede gitmiştim ama
böyle kalarak değil, böyle kalarak değil..


Ne senden rukü artık, ne de benden kıyam.
Bundan sonra selamün aleyküm, aleyküm selam..


Şimdi vur kendini!
Unutulmuş bir şiirin son dizelerinde sonra,
yarım kalan bir şarkı ısmarla kendine.
Bu kentte böyle ölünür..


Sus be yüreğim, bende biliyorum özlediğimi!
Sus ki bilmesin özlediğimi..


Sahte gülüşlerimin içinde kayboluyorum..

Susuyor vedalaşırken insan..

Şimdi söndü ışık.
Sustu dudağımdaki sen çalan ıslık.
Sen, dünya ahret acımsın artık..


Camların buharına seni çizdim eriyip, avcuma düştüler.
Defalarca öptüm ama yinede hasretini gideremediler..


Keşkelerim yoktur benim, ne yaşadıysam ders alırım.
İyide benimdir kötüde. Avutmaya çalışmam kendimi,
acizlerden değilimdir..


Elinde ne varsa hayata dair,
ötesi hiçbir şey ya da vesair.
Hani demiş ya şair,
mutluluğu sende bulan senindir,
gerisi misafir..


Çocuksu umutlarımla,
çabucak büyümüş hüzünlerim arasında kalakaldım..

Bırakın bir gün başkasına gönlü kayma ihtimali olan sevgiliyi,
en güvendiğiniz dost bile sırt çevirebiliyor size.
Kızmamak lazım hayata, onları gideceğini hiç düşünmeden,
canımıza can eden yine kendimizdik sonuçta..


Gece yarısı başlıyorsa çığlığım duyulsun diye değil.
Çağırmalarım gelmen için değil.
Duyulmadan seslenmeyi biliyorsa bu yüreğim,
görmeden sevmeyide bilir..


Sen beni okeydeki ortağın mı zannettin sevgili?
"Bit" dediğinde biteyim, "dön" dediğinde döneyim..


Dönülmez akşamın ufkundayım, vakit çok geç.
Bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç..


Gönlüm deniz değil ki, efkarım sahile vursun..

Veda etmeden gidişin geliyor aklıma
ve ben sadece susuyorum..

Terk edilen çabuk büyür,
hüzün kalana düşsede, pişmanlık hep gidenin payına..


Neyin var?
Sorusuna sen yoksun diyesim var.
Bildiğin gibi değil..


Kalemimin kurşunu bitmiş, öldüremiyorum seni..

"Yalnızlık" yazarsın da düzelten olmaz.
İşte o zaman yalnızsındır..
 

Yalnızlıkta ne imiş.
Sensizliği yaşamış kadınım ben..


Şu hayatta belkide en çok ihtiyacım olan şey.
Sahte olmadan gülen bir yüz, yalanı olmadan seven bir kalp..


Biz çok gördük alayına gidenleri,
ne bileyim kralına dönenleri,
he bir de siz giderken biz dönüyorduk diyenleri.
Gençler boş verin bu işleri,

önemli olan benimsemek değil serseriliği,
en büyük meziyettir utandırmamak evdeki aileni..


Aşk sakızdan çıkan sözler kadar basit olmaya devam ettikçe,
insanlarda onu çiğneyip tükürmeye devam edecekler..


Gördüler ayrı ayrı vardıkları yerde,
sonsuza dek sürecek yanlışlıklarını.
Gördüler ayrı ayrı kaldıkları yerde,
ayrı ayrı büyüyen yalnızlıklarını..


Çocukken yarın neler oynaya biliriz diye düşünüyorduk.
Şimdiyse yarın hayat bize hangi oyunu oynayacak diye düşünüyoruz..


Doktor çözümün onlarca ilaç mı?
İstemiyorum hiçbirini, psikolojim inatçı.
Defalarca yıkıldıktan sonra söyle eksik olan ne?
Sence biraz inanç mı?


Hassas yürekler taşıyoruz.
Camdan çatlayan buğulanan kırılan.
Candan dost aramamız da bu yüzden, camdan anlayan..


Ağaçtan düşen bir yaprak nasıl kurumaya mahkumsa,
gönülden düşen insanda unutulmaya mahkumdur..


Hâlâ bedenim sıcak ve cinayet mahalimde
nefesinin parmak izleri varken,

bu gece yanımda ol ölemiyorum..

Kadın yüzündeki sivilceleri bile fondötenle gizleyebiliyor.
Sen, onun acı çektiğini nerden anlayacaksın ki..


Öyle eksildik ki yaşarken,
bize dokunan her şeyi eksiltiyoruz.
Yalnızlığımızla çoğalıp kalabalığımızla eksiliyoruz.
Ve öylesine kalabalık ki yalnızlığımız,
ne yana dönsek kendimize çarpıyoruz..


Bakmayın siz benim kuru bir yaprak gibi sallandığıma.
Köküm sağlamdır, sarsılsam da kopmam dalımdan..


Senin açtığın yarayı bir başkasıyla kapatmasına kapatırım da,
yüreğime pezevenklik yapmanın alemi yok..


Yüreğime girecek kadar sevilen
yanımda duracak kadar sevmedi.
İşte bundan ibaretti bütün kırgınlığım..


Belkide hepimiz hiç düşünmeden
kalbimizin en iyi kısmını vermişizdir.
Hemde karşılığında bizi düşünmesi zor olanlara..


Her insanın, hayatında kaçmakla direnmek arasında
bir seçim yapmaya zorlandığı anlar vardır.

Ben direniyorum..

Beni üzdüğün kadar bu hayatta,
o lanet hayatına girecek insanlarda,
beni üzdüğün gibi seni üzsün.
O zaman anlarsın belki sevmeyi ve üzülmeyi..


Bin hayal kurarım ki, hiçbiri gerçekleşemez ama,
bir gerçek yaşarım ki, senin kralın bile yaşayamaz..


Nereye atsam elimi kalp kırıklıkları batıyor avuçlarıma.
Her adımda taştanda ağır sözler takılıyor ayaklarıma.
Duymazlıktan gelebilseydim ne ala.
Bakıyorum bu senenin hasadıda hüzün.
Ne koyacak yerim var artık, ne de toplamaya mecalim..


Dilsiz değildir suskunluk, çok şey anlatır anlayana.
Kelimelerin anlatamadıklarını haykırır aslında.
Bir kaçış değildir suskunluk, bir bakıştan çok daha fazladır.
Sessiz çığlıkların bir adım ötesidir. Hayata olan öfken,
insanlara olan kırgınlığın ve daha nicesi saklıdır içinde ‘sukünetin’.
Rest çekmenin ‘asil’ halidir anlayana..


Sen hiç denizin dibine baktığında yeşil ormanı gördün mü?
Sakın imkansız deme, çünkü ben senin gözlerine baktığımda
ölülerin bile şahit olamadığı cenneti gördüm..


Ben istemem öyle iki günlük sevgili,
yüreğin varsa bir ömür sev beni..


Şimdi sen bana bir İstanbul ışıltısı kadar parlak olsan da,
ben sana Ankara kadar ayaz'ım artık..


Sende haklısın.
Adamlığın kadar konuş dedim diye bu susmalar..


Seni bana getirmemekte direnen geceninde canı sağ olsun.
Ona da kırgın değilim..


Birini seveceksen, onu her şeyinle sevme.
Çünkü bittiğinde, onu unutamamana değil,
unutamayacak kadar çok sevdiğine yanarsın..


Gitmek gerekir bazen.
Fazla yormadan, daha çok bıktırmadan.
Eğer vaktiyse, ardına bile dönüp bakmadan..


Oluruna bıraktım artık gelişi güzel yaşıyorum hayatı.
Ve şu üç günlük dünyada hiç takmıyorum

kafama beş kuruşluk insanları..

Burnumuzdan akanı, kolumuza silecek kadar cesur çocuklardık.
Ne ara gözümüzden akanı, köşe bucak saklar olduk?


Hani insan ağlamak ister, gözlerinden yaş gelmez.
Hani gülmek ister, yürekten gülmez.
Hani birini bekler o hiç gelmez.
İşte o zaman ölmek ister de ecel gelmez..


Akşamın matem rengine büründüğü saatte gökyüzündeki kandiller
tek tek yanmaya başladığında içimde sessiz bir çığlık.
Özlemeyi özledim. Özlemeye değer ne kaldıysa..


Zenginlik dedikleri nedir ki?
Ben senin kokunu alamayacak kadar fakirim..


Ne zaman gözlerinin içine baksam, biliyorum.
İkimizide aşar o kapının ardındaki masal..


Tıka basa yemişim yalanlarını.
Ağzımı her açtığımda dudaklarımdan küfrün dökülüyor.
Sövüyorum gelmeyişine geçmeyişine..


Yalnızca bir anlıktır mutluluk.
Sevdalar, heyecanlar, hepsi bir anlık.
Kalansa, tortusudur hayatın, yalanlar ve acılar.
Bir de yalnızlık..


Unuttuğum kadar derinde kalbimi seğirir o eski anılar.
Şimdi kimse hatırladığım gibi değil..


Verdiği umudu geri alan, aldığı ahıda güle güle kullansın..

Kapı gıcırtısı ayrılığımızın fon müziği iken.
Sen bana 'seni seviyorum' derken playback mi yaptın?


Gözlerine baktığımdaki hissettiğim duygunun
Allah belasını versin!

Hâlâ numarasını ezbere bildiğim,
fakat kokusunu çoktan unuttuğum.
Karşıma çıksa sövmek istediğim ama
rüyalarıma girecek kadar özlediğim biri var..


Cinayet saati neredeydin diye sorarlarsa,
unutma 'gidiyordum' diyeceksin..


Terk edilirken “görüşürüz” kelimesini
duymaktan daha sancılı bir şey yok.
Zaten öldürdün lan bir de umut mu veriyorsun?


Ve bir anda hayallerin alt üst olur.
Yalnızlığa alış, kefen bile bir kişilik..


Allah'a şükür sadece moralimiz bozuk, karakterimiz değil..

Hayır ben iyiyim. Sadece hayatım bok gibi!
Sevdiğim insanları kaybediyorum..


Gitme diyemiyorum, uyuyamıyorum, özlüyorum ve yoruldum..

Aramızda bir harfin lafımı olur, ha g'ittin, ha ittin..

Gözlerimin rengi standart ama bakışlarım adamına göre değişir..

Hayatından aniden çıkan insanlar için üzülme.
Zaten çürük meyve dalından tez ayrılır..


Kalpsizsin diyemem.
Nefes alabildiğine göre mutlaka bir kalbin var.
Zaten bu ruhsuzluğunla o kalp ancak nefes almaya yarar..


Kıyamet nedir bilirmisin sen?
Beni gördüğün zaman, yüzümü çevirince öğrenecen..


Bir otobüs aşkıydı belki bizimkisi.
Benim yolum son durak, seninkisi 'müsait bir yer'di..


Neyine bağlandım ki bu kadar,
bana bakmayan gözlerine mi,
yoksa benim olmayan kalbine mi?


Zorlasan bile dökülmeyecektir hiçbir kelime yoluna,
unutmak'tan başka..


Gitsen de nasıl olduğunu arada yaz.
Bilirsin okumayı severim ''ucuz roman"ları..


İnsanların keşke sağ tıklayıp "özelliklerini" görsek,
sıktıysa "yenilesek", uzaktaysa "kopyalasak",
sinirlendiriyosa "yapıştırsak" bitane..


Bir kere girdi mi aşk virüsü,
kanser gibi sarar tüm bedeni..

Ne öldürür ne de güldürür.
Ruh bedende olduğu sürece süründürür..


Dünyada 2 renk gül olsun, biri kırmızı diğeri beyaz,
sen beni unutursan kırmızılar solsun,
ben seni unutursam beyazlar kefenim olsun..


Bir bulut gibidir benim kalbim.
Başka yüreklerle çarpışır, yağmur yağdırır
ve bu yağmurda sadece vazgeçemediklerim ıslanır şimdi..

Yaprağın kaderi düşmekmiş.
Sen dalda yaprak değil, ağaç ol. 
Toprağa kök sal. Yaprakların dökülsede sen ayakta kal..


Oysa ben sana gitme diyecek kadar ''aşık''.
Gidersen, unuturum diyecek kadar ''yalancıyım"..


Ne kadar kötü değil mi?
İnsanın 'sen'de boğulup kendi içinde ölmesi..


Uzat ellerini, küçük sürgünüm.
Uzat bana. El eledir çünkü aşkla ölüm..

Ne çok masal dinledik,
uyuşturucu etkisi yapan bedenimize.
Tedaviye muhtaç şimdi paranoyak ruhlarımız..


Sokak çocuğu gibiyim şu sıra.
Bir yanım dışlanmış, bir yanım yıpranmış..

Evet aşk varmış.
Küçükken bir masalda duymuştum.
Hatta bir varmış, bir yokmuş..


O senin keşkendir, sen onun belkisi..

Bir ölüm çizer misiniz bana?
Karanlık, ıssız ve biraz da kan olsun..


Kimi insan, geçmişle geçememişi birbirine karıştırır.
Halbuki geçen iz bırakır, geçemeyen yara..

Kabuk bağlamış yaralarımın soğukluğu var gölgemde,
bedenimde tebessümlerin ölüm çığlığı..

Cinnet saatlerinde raks ediyor duygular.
Olmazlar cehennemindeyim..

Daha kaç gidişe gebe dönüşlerin?
Yüreğimde kaç ümidin kaldı tüketeceğin..


Gözlerim kaldı yollarında.
Bir gün ecel olarakta olsa gel.
Kurtar beni bu mekansızlıktan..


Yalnızlık ağrısı değil bu.
Düpedüz sensizlik koması..


Ne gülecek ne de gülünecek haldeyim.
Ne cennette ne de cehennemindeyim.
Tut elimden Yarab, sıratta bir yerdeyim..

Öyle birini sev ki, sen öldüğünde o yaşamasın!

Aşk öyle bir şey ki;
birini yazar ederken, birine de yazık eder..


Gidenlerde sanıyor ki,
kalanlar gerçekten yaşayabiliyor..


Gözyaşlarımı yağmurdan ayırt edemediğim günler vardı..

Say ki ben bir sigarayım intihar eğiliminde.
Dudağından as beni.
Küllerimi avucuna, dumanı mı ciğerine bağışla..


Aşk iki ömrü bir yüreğe sığdırmaktı.
Meğerse koca bir ömrü adadıklarımız
çoktan kurban etmişti bizi.
Kanlarımızdan önce çığlığımız toprağa düştü..


Emek verirsek biz,
boş verirsek derin bir iz..


Mezarlıktan farkım yok.
İçimde ölen ölene.
Şu yüreğimde kaç sela okundu da,
gidenin kırkı, kalanın gıkı çıkmadı..


Ne cenazeler kaldırdık seni seviyorum'lu sözlerden.
Kürek kürek toprak attık, nice yalan dolana.
Mekanı cennet mi olur bilemem ama,
ben hiç fatiha okumadım
yüreğimdeki mekanı cehennem olana..


Yüreğim çınladı.
Doğru söyle, sen mi özledin?


O kadar kuvvetli değilmiş reflekslerim.
Gözümden düşerken tutamadım seni..

Bir musalla sessizliğinde geçiyor,
ömrümün saçak altına sığınmış gençliği.
Bir tabutun içindeki ölü kadar sessizim..


Kaç yaşındasın diye soruyorsun ya.
Saçlarım 70'e merdiven dayadı.
Gözlerim 50'sinde ya var ya yok.
Ayaklarım 35'den gün aldı.
Yüreğimi sorma, o hep çocuk kaldı..


Sevildiğini bilmeden ölesiye sevme.
Sonra seven de sen olursun ölen de..


Dilimde kurdum idam sehpasını.
Söylenmemiş tüm cümlelerimin ipini çekiyorum..

Ölümün soğukluğunu iliştirdi yüreğime.
Siz beni yalnız sandınız, ben kendimi ölü..

Tebessüm ettiğime bakma,
onlar sıkıntılarımın yan etkileri..


Umut eden insana, unut dediler..

Her şeye rağmen sen bir parça benimdin,
ben bütün ruhumla senin..

Darağacında ipinin çekilmesini bekleyen
mahkumdan bir farkım yoktu.
Neydi son isteğin dediler; "sen" diyesim vardı da,
ölüm tek kişilikti kıyamadım..

Ne dinlesem bu gece boş.
Ne içsem bana fayda etmiyor.
Seni başkalarının kollarında görünce,
bam telim, gam teli oluyor..

Aciz kalıyor hekimler, kangren olmuş duygularıma..

Ne serçeyim kanadı kırık, ne güvercin gözü açık.
Zümrüt-ü anka'yım, gözyaşına alışık..


Ne kadar ölüyüz?
Ya da ne kadar yaşıyoruz?
Tamamen ölmek için kaç ölüm gerek bize?
O kadar ölelim bu gece..


Gelişi kısa bir mezarlık ziyareti gibiydi.
Geldi canıma okudu ve gitti.
Kim mi? İsmi lazım değil, kalleşin biri..


Sen uyuduysan gece benim için bitmiştir..

Bana haram olan geceler, sana hayırlı olsun..

Yapma bana öyle "seni seviyorum"lu şakalar, bende kalp var..

Aklında beni tut, sonra senden çıkar.
Ne kaldı? Hiç değil mi..

Kapımda polis, yanımda ambulans,
üzerimde gazete kağıtları, elimde bir not;
"öyle değil böyle gidilir"..


Ben güneşimi kaybetmişken,
hayat doğmuyor giden yarınlara..


Gülen gözlerini görsem bir kere,
içime meltem rüzgarı eser.
Seviyorum desen bir kere,
tükenmiş yüreğim ölüme küser..


Ben sevince;
adım, adresim, eşkalim değişir.
Ya sen bana iltica edersin,
ya da ben sana mülteci olurum..


Koşarsın koşarsın da varamazsın hani.
İçindeki umut varamadığın kadar büyür..

Ben o kadar tenhayım ve sen o kadar kalabalıksın ki;
şurana sığınayım desem, dolduracağım bir boşluğun bile yok..

Ağlamıyorum ki!
Kurban olurum dediğin gözlerimin bebeklerinde çatlak var.
Kan sızıyor her gece "sol köşemden" ömrüne..


Ve deler sevgi dolu yüreğini sevgi bilmeyen bir kurşun..

Hayatımızı kısaca özetlersek;
şanssızlık üstüne şanssızlık,
acı üstüne acı ve sigara üstüne sigara..


Hani bazı şehirler vardır ya.
Saat 10'dan sonra kimsecikler olmaz.
İşte senden sonrası on'dan sonrası..


Dağılışımı mazur gör, beynimden yediğim ilk kurşunumsun.. 

Günlerdir boş bir tabanca arıyorum kendimi dolduracak..

Ömür dediğin birkaç bira,
birkaç demli çay, biraz tütün,
gerisi günah, gerisi hüzün..


Aklına gelmek gibi bir çabam yok.
Kalbinde başkası varken..


Şimdi her şeyi eksiltme vakti.
Maviden geceyi, çaydan şekeri
ve yalnızlıktan kendimi..


Baktım ki kalbim ölüyor.
Aldım canını canıma bastım.
İkimizde yokuz artık..


Çok sonra anladım ne yaparsan yap;
değişmeyen insanlar,
sigaradan daha çok zarar veriyor ciğerlerine..


Seni bana çok özlet, ama sakın unutturma..

Yüreğimde bir vedanın, binlerce izmariti var..

Herkesin Bir Derdi Var İşte.
Kimi Anlatır Dilini Yorar.
Kimi Susar Yüreğini Yorar..


Kimi kimsesi olmayan insanlara değil de,
kaybolmuş ruhlara denir “kimsesiz” diye.
.

Yokluğun esiyor gecelerime,
ve ben yüreğimden üşüyorum..


Gece uyurdu, ve ben sana dolaşmaya çıkardım..

Şimdi gitsem diyorum, ölüm denen sonsuzluğa.
Cennet diye kavuştururlar mı beni sana?

Bir elmanın değil, bir günahın iki yarısıydık biz. 
Gün’ü sendin, ah’ı ben, birleşemedik işte..

Mezar taşıma; "bu benim ilk ölüşüm değil'' yazdıracağım..

Sen yanımda olmadıkça, dinmiyor aşk'a isyan..

Nikotin bağlılığım, gözlerinin kahvesinden kaynaklı..
 
facebook Instagram twitter youtube

3 yorum:

  1. Lafim Meclise Deil Nefes Alan Herkes Guluslerim Sessiz cigliklarimin Esiridir

    YanıtlaSil
  2. Her deniz bir martı,her rüya bir uyku,her nota bir şarkı,her mezar bir ölü,her ağaç bir kök bulurda ben başka bir sen bulamam

    http://guzelsoz.blogcu.com/ayrilik-mesajlari/26972238

    YanıtlaSil