Hüzünlü Sözler

Ve bir anda hayallerin alt üst olur.
Yalnızlığa alış, kefen bile bir kişilik..


Hiç kimseyi yalan söylediğini anlayacak kadar tanımak istemiyorum..

Kimsenin beni mutlu etmek zorunda olmadığını biliyorum da,
neden kimse beni mutsuz etmek zorunda olmadığını bilmiyor..


Gel beraber alalım nefesimizi sevdiğim, sensiz boğazımdan geçmiyor..

Etrafımdaki herkesin birer yalandan ibaret olduğunu biliyorum.
Bu yüzden yalnızlığı seviyorum..


Güvenmek hiçbir zaman problem değil.
Güvenebilirsin ama inanamazsın.
Asıl mesele, şüphe etmeden inanmakta..


Uyku düzeni bozulmuş bir yalnızlığa uyanıyorum her gece.
Mutluluğun sadece adı var..


Beni en çok mutlu eden sensin şu hayatta.
Bu yüzden öldüğümde değil,
her güldüğümde hakkını helal et bana..


Ben seni ölüm gibi sevdim.
Son durağım ol diye..


Seninle kurduğum hayalleri başkasıyla yaşayacak kadar güçlü değilim..

Bırakın şimdi unuttum sevmiyorum laflarını.
Uzaktan gelen birini ona benzetip, yüreğiniz ağzınıza gelmedi mi?


Bugün bir devrim başlattın yüreğimde.
Koca bir "hiç" olmayı başardın en sonunda.
Gözünaydın bittin bende..


Gel benimle mutluluğun suç olmadığı yere gidelim..

Ad koyunca büyüsü bozulur diye,
isimsiz, izinsiz, içinden sev beni..


Aslında kötü günlerde sevilmeli, kim yanında anlıyorsun..

Kim oynadı mutluluğun ayarlarıyla yine!
Görüntü var, ses yok..


Ölümü madem sen bana öğrettin, tetiyi sen çek..

O kadar çok ölen var ki içimiz de,
artık hepimiz yürüyen mezar gibiyiz..


Umuda, sevdaya, özleme kapalıyım.
Bir huzura açığım, bir de ölüme..


Boş ver çaya kaç şeker atsam,
yemeğe ne kadar tuz katsam diye düşünmeyi dostum.
Masum çocuklar öldüğünden beri tadım tuzum yok benim..


Yaşadıkça düzelmiyordu hayat,
tıpkı yaşlanmakla büyümediği gibi kişinin..


Mutluluk size mutsuzluk veren şeylerden
şikayet etmeyi bıraktığınızda gelecektir..


Bazen sırf onunla karşılaşma umuduyla bir yerlere gidersin..

En çokta sana sustum, duymadın mı?

Sadece öylece durup izlemeyi istedim,
bir meleğin ellerindeki ölümümü..


Bir kızın ağlarken konuştuğu
ses tonu kadar masum çok az şey vardır..


Zor demi profiline bakıp bakıp hiçbir şey yapamamak..

Sen aklım ve kalbim arasında kaldığım en güzel çaresizliğimsin..

Kimse bana "iki yüzlü değilim" demesin arkadaş!
Hangimiz yüzümüz gülerken, kalbimizin ağladığını belli ettik ki..


Kimse duymasın diye sessizce ağlamaya çalışırsın ya ne acıdır o..

Ağlıyordum.
O gidenler, "sen iyi bir insansın" diyordu,
ve hiçbiri de aslında "iyi insan" sevmiyordu..


Seninle kavga etmeye bile korkardım.
Olurda biri gelip "ayırır" diye..


Yokluğun çok uzun sürdü, özledim eski seni.
Gittiğinde öyle bir darbe vurdun ki bitkiselim..


Afrikaya ilaç göndermeye karar vermiştik,
fakat hepsinin üzerinde "tok karnına" yazıyordu..
(Charkes Bukowski)


Öyle içten ki, öyle yüreğimin en derininde ki yerin.
Çıkarı yok, çıkası yok, çıkarasım yok..


Bazen intihar etmek için başınıza silah dayamanıza gerek yok!
Yastığa dayasanız yetiyor, yalnız başınıza..

Yazılan her satır alındaki çizgilerden bir iz taşır.
Ama yazmak için illa yaşlanmak gerekmez,
hayat insanı yirmisinde de kocatır..


Bak kalbime benim kararttılar içini.
Doldurdular nefreti ta ilkokuldan beri..


Gülmek her zaman mutlu olmak için değildir.
Bazen öyle gülmeler vardır ki, en büyük acıları gizlemek içindir..


Hayat bağıra bağıra susmayı öğretir insana.
Çığlık atan sessizligi, gülerken ağlamayı,
ve denize düşmeden yılana sarılmayı..


Gülen gözlerime bakıpta sanma bu gönül bahtiyardır.
Benim attığım her kahkahada binlerce gözyaşı vardır..


Herkesi tersliyorum şu ara.
Solundan mı kalktın diyorlar?
Hayır ben değil, o kalktı solumdan diyemiyorum..


Sol yanım daha çok acıyor bugünlerde,
o galiba, yine birilerini seviyor..


Bazen yüreğim parçalanıyor gibi,
ölecek gibi oluyorum sanki.
Bazıları 112 arayalım der ama
aslında aradığım yüz o'nunki..


Gitmek için sebep çoktur ama sevmeye bahane arar kalan.
Unutma, kapının koluna uzanacak yaşa geldiğinde gitmeyi öğrenir insan..


"Görüşürüz" der gitmeden önce.
Bir daha görüşemeyeceğini bilerek bakarsın ona
ve sadece "görüşürüz" dersin sessizce..


Kalbini dünün üzüntüleri,
yarının endişeleri ile doldurursan,
şükredeceğin bugünün olmaz..


Kaçması en zor olan hapishane,
içerisine kendi isteğinle girdiğindir..


Soluklarıma kadar çektiğim yokluğun, ciğerlerimi yakıyor..

"Günaydın" bile yazmıyoruz artık birbirimize.
Çünkü ne ben senin için, ne de sen benim için

uyanıyorsun her yeni güne..

Hayat nasıl gidiyor diye soranlara,
seni gösteriyorum arkandan.
İşte diyorum, işte, böyle gidiyor..


Yokluğun çok uzun sürdü, özledim eski seni.
Gittiğinde öyle bir darbe vurdun ki bitkiselim..


Yalnızlık nedir diye sorsalar,
5 gündür bitmeyen telefon şarjım derim..


Bir gün bensizlik çalar kapını.
Benli dünleri düşünür avunursun.
Sanmaki yalanlar içinde,

ben gibi bir doğru bulursun..

Her evde bir tencere kaynar ama,
tencerede kaynayan et mi, dert mi kimse bilemez..


Artık ikimizde yalnızız.
Sen yalnızlığın gülen yüzü,
ben başlı başına hüsran..


Tarif edemediğimiz duygular,
tahammül edemeyeceğimiz hal aldığında,
yaşarız en büyük pişmanlıklarımızı..


Sanmayın ki mutluyum.
Attığım her adımda eceli bekliyorum,
konuştuğum her kelimede ölümü sayıklıyorum..


Boş verin denizi karayı da söyleyin!
Sahi dünyanın kaçta kaçı insan?


Bir şeylerin dışındayım, biliyorum.
Daha doğrusu, bir şeyler bensiz sürüp gidiyor..


"Kadınlara çok güvenme onlar mutlaka giderler"
demiş dedem babama, ve şöyle eklemiş;
bak annene, benden önce öldü işte..

Neyse yoksun kaç zamandır, hem iyi oldu bu.
Uzun zaman olmuştu gözlerinde ölmeyeli..


Yeterince dürüstsen, fazlasıyla aşık ve gerçekten seviyorsan,
hazırsın demektir, artık mutsuz olabilirsin..


Hani iftar vaktine yakın susar ya insan,
yokluğun o denli yakıyor beni!
Öyle ne zaman okunur burda ezan?
Bir yudum su gibi özledim seni..


Tabaklarda kalan son kırıntılar gibiydi sana olan sevgim.
Sen beni hep bıraktın, bense hep arkandan ağladım..


Yalnızlığmda çoğalıp, kalabalıkta eksiliyorum.
Ve öylesine kalabalık ki yalnızlığım,
ne yana dönsem sana çarpıyorum..


Ben kelebek olmaya da razıyım,
yeter ki bu dünyada bir gün mutlu olayım..


"Her şeyden biraz kalır" diyordu hayat.
Kavanozda biraz kahve, kutuda bir kaç sigara,
insanda biraz acı..


Aramızdaki yaş farkını sorun etme,
senden biraz fazla ağlamışlığım var hepsi bu..


Gözlerine baktığımda kayboluşumun nedeni "gözlerindir" sanma.
Her insan kendini kaybolmuş hisseder boşluğa bakınca..


Evine haciz gelmiş fakirler gibi,
çok koydu giderken götürdüklerin.
Hiç değilse gülüşümü bıraksaydın, ana yadigarıydı..


Yalandan kim 'ölmüş' diyorlar bir de.
O bana 'seni seviyorum' yalanını
söylediği günden beri yaşadığım söylenemez..


Acı iştahı açar demişti anneannem.
Harbidende öyleymiş. İnsan acı çektikçe daha çok istermiş..


Nedir bilemiyorum, sana bakınca kendimi görüyorum.
Sana gelirken kendimden gidiyorum
ve senden giderken kendime gelemiyorum..


Gel seninle bir kez daha ağlayalım.
Yaşanmışlara, yaşanmamışlara,
bir de hiç yaşanmayacaklara..


Ben yaşamayı öğrendiğim için mutluyum.
Yaşamayı sevdiğim için değil..


Aynaya bakıyorum ve söylüyorum karşımdaki kişiye,
mutluluk rolü kimseye yakışmamıştı sana yakıştığı kadar..


Dün yine hiç tanımadığım bir erkeğe
sırf sana benziyor diye usulca sokulup merhaba dedim..


Kişisel bir tavır olarak alma.
Hayatın sahte olduğunu öğrendikten sonra,
sadece seni değil kimseyi umursamıyorum, hepsi bu..


Fena halde kimsesizim bugünlerde, bildiğin gibi değil.
Eğer bilseydin zaten, "kimsem" olurdun bir koşuda..


Üşürsün sevgili.
Kıyafetlerin yetersiz kalır yokluğuma.
Hadi al "ömrümü" üzerine..


Aşk diye bir şey yaşıyorum.
Ne tek taraflı demeye dilim var,
ne de karşılığı olduğuna ispatım..


Bir uçurumun en ucundayım.
O kadar yokum ki görmüyorlar..


Veda etmeden gidilmez çocuk.
Bu vedadan sayılmaz çocuk.
Bir melek ölürken,
böyle sessiz durulmaz çocuk..


Siz de çaresiz bir halde,
asla yaşayamadığınız bir hayatın
yasını tutmuyor musunuz?


Otobüste annesinin göğsüne
başını koyan küçük çocuğun yerinde olmayı istemekle,
gözlerinin dolması arasında geçen o kısa süre anlatır her şeyi..


Düzenli bir ilişkimiz hiç olmadı, bizimkiler hep üzenliydi..

Mutluluğun gözu kördür, yalnızlık sağır.
Ondandır biri tökezleyerek yürür, öbürü uykusunda bile bağırır..


Hayatımın ''tamam kapatın beni, sıkıldım'' dönemindeyim..

"Uyusun da büyüsün" ninnileriyle büyüyen insanlık!
Uyudun, büyüdün. Bir zahmet uyan artık..


"Unuttum" diye bağırmak isterdim ardından.
"Özledim" diye avaz avaz susmaktansa..


Aşırı yağan gözyaşı nedeniyle,
bugün o'kul yine katil ilan edildi..

Zaman lazım sadece, unutacaksın!
Nasıl unuttuysan çocukluğunu, kırılan oyuncaklarını.
Kırılan kalbini de öyle unutacaksın..


Huzur denilen o şeyin her santimine ihtiyacım var bu aralar.
Bana biraz bahar gerekiyor. Çok üşüdüm..


Artık benim değilsin, aklımda, bedenimde, beynimin
didik didik her köşesinde olsanda, başkasına aitsin..


Hiçbir şey yaşamaya değmezmiş demiştim yanılmışım,
her şey yaşamaya değermişte, sen hiçbir şeye değmezmişsin..


Herkes kendi dağında yaşar mevsimleri,
ne senin kışın beni üşütür, ne de senin sıcağın beni ısıtır..


Hepimizin son kez de olsa sarılmak istediği birisi vardır..

Mümkünmüdür bu aşkında kürtajı?
Seni daha fazla büyütmeden içimde..

Yarım kalan hikayeydik demiştin.
Biz daha kitap olamadık ama, çok sattı ihanetin..

Kollarıma bakma, ben en büyük façayı hayallerime attım..

Sevdiğini kaybeden insanın gülümsemesinde bile bir hüzün vardır..

Dikişlerim sağlam,
kimseler bilmez ki nasıl kanar içim, saklar yüzüm..

Karanlığın pezevenk olup beni yalnızlığa satmasına,
yalnızlığın fahişe olup benle yatmasına alıştım artık anne..

Çocuklara işkence yapılan bu dünyayı sevmeyi,
ölünceye kadar reddedeceğim..

Dinmeyen yaş yürek yakar ya.
Buz gibi yokluk da can koparıyor candan bilesin..

Etrafıma ördüğüm duvarın tuğlalarını bana siz verdiniz..

Saçlarım belimi geçti,
sırtımdaki bıçaklar artık görünmüyor değil mi annem?

Yorgunum ve hiç kimseyi anlayacak takatim yok.
Bir çocuk kadar beklentili, bir ihtiyar kadar suskunum şu sıralar..

Parçaları kaybolmuş puzzle gibi artık insanlar.
Kiminin ruhu, kiminin beyni, ve birçoğunun bir kalbi yok..

Mutlu ol onunla.
Hatta bende bir parça mutluluk kalmışsa,
onu da vereyim mutluluktan geberin..

Bilemedim ki hangisi daha zor?
İncinmemek,  incitmemek, incitene dua etmek..
(Serdar Tuncer)

''Ayrıldık, üstümden bir ağırlık kalktı'' demişsin.
Sana yüklediğim anlamdı o! Artık eskisi gibi 'hafifsin'..

Gitsen de, kalsan da ve hatta ölsen de sakin ol.
Kimsenin umrunda değilsin..

Mutluluk mu?
En son küçükken, annem bana oyuncak bebek
aldığında yaşamıştım o duyguyu..

Ne acıdır insanın bildiğini anlatamaması.
'Ben' deyip susması, 'sen' deyip ağlamaklı kalması..

Ağlanacak halimize gülüyoruz deyip kızıyorlar!
O da bir şey mi! Ölünecek halime yaşıyorum ben..

İnanması zor, katlanması güç ama,
alışıyor insan bir müddet sonra yaşamaya.
Sırtının ortasında onlarca bıçakla..

Bir boğazın ayırdığı iki kıta gibiyiz seninle.
Senin orada ışıkların yanıyor, benim ise burada ciğerim..

Ne deliyim ne körüm, ne sağırım ne sayrı.
Mutluyum kısacası. Ve hiçbir şey istedigim yok senden felek.
Ama yine de ucüz olsun ekmek,ve pahalı olsun insan hayatı..

Burada bir kez daha başlıyorsa gurbet imtihanı,
ölmek değil bir daha görmek intiharım..

Annem bile böyle vicdansızca vazgeçirmedi beni sütünden.
Alıştırdı önce. Sen sensizliği öğretmeden gittin benden bencilce..

Ölüm meleği değildi belki ama, adımları can alıcıydı gittiğinde.
Adı mı neydi? Boş verin, hiç çomak kalmadı elimde..

Yalnızlık şizofren diyaloğudur!
Sen "gelecek" dersin inatla,
için "gelmeyecek" der dürüstçe..

Babama sarılmak için parmak uçlarımda yükselirdim.
Şimdi babamdan uzunum babam yok..

Beni kötü biri olarak hatırlayın, hiç sakıncası yok.
En çok iyi biri olduğumda zarar verdiniz..

Terk edilen birine 'hayat nasıl gidiyor' diye sorulmaz.
Çünkü zaten tek sorun, hayatın devam ediyor olmasıdır..

Saklama yeteneği yüksek olan, güçlü biriyim.
Hatta gözlerimden yaşlar düştüğünde bile
şu iki kelimeyi söylerim: “ben iyiyim”..

Biliyormusun, geçenlerde midemi yıkadılar!
Doktor sordu ''en son ne yiyip içtin'' diye.
O söyledi, ben yuttum diyemedim..

Ölüler toprağa gömülür, hatıralar yüreğe.
Toprak mı vefalı, yürek mi vefalı bilmiyorum..

Bazen üzüntüler, gözyaşlarının ulaşamayacağı kadar derindedir..

Senin gülerek çekildiğin fotoğraflara ben ağlayarak bakıyorum..

Bir kağıda "sensizlik" yazdım.
Yine de çok hoşuma gidiyor.
Çünkü sen'sizlik kelimesi bile sen'le başlıyor..

Uyumak zor, uyanmak kolay olacak.
Sabahı iple çekeceksin.
Ne geceler rahatlatacak seni, ne gündüzler.
Ölmeyi isteyip ölemeyeceksin..

Bu dünyada hiçbir şey görüldüğü,
hatta yaşandığı gibi değil, her şey hatırlandığı gibi..

Kelimelere haber saldım.
Heceleri yağmur ile rüzgar getirdi.
Şimşekleri gizledim sabrımda,
ve şimdi gözlerimden oku sessizliğimi..

Ana baba kuzusuyken daha dün,
şimdi kolu kırık, kanadı kırık..

Hiçbir şey yapmadan da yorulabiliyor insan.
Düşündükleri ağır geliyor mesela..

Bak sana Kayseriyi anlatayım,
deniz yok ama bazen boğuluyorsun..

Göstermeyin yüreğinizin yangınını kimseye.
Çünkü odun atacak vicdansız çok..

Sadece susmak istiyorum.
Yalan insanları kaale almadan.
Haklıyken, haksız gözüksem bile
kendimi savunmadan huzur bulmak istiyorum.
Gözlerimi kapayıp, kimseyi anlamadan,
sessizliği dinlemek istiyorum..

Bir ihtimaldin hayatımda belkileri çok.
Bir ihtilal oldun keşkeleri yok.
Ve sen benim için bir yalandın doğruları yok..

Çığlıklar geliyor uzaklardan.
Orta yerindeyim zamanın.
Varla, yok arası.
Belki gecenin yarısı.
Belki de sabahın tenhası..

Belleği tam, ufku geniş, kusurlu bir çocuk bu.
Aslında çiğ bir umut, bir gün bitecek emekliliğimiz.
Yaşlıydık doğurduğunuzda bizi, gençleşerek öleceğiz..

Hayat bir fotoğraf makinesi objektifi değil.
Ne yazık ki her karesinde gülemiyoruz..

Bir gün gelir herkes gider.
Kimi içine gider, kimisi içinden gider..

Boşaltılmış bir evin duvarı gibidir bazı insanlar.
Öyle dik, öyle mahzun, öyle yalnız..


Üzülme deme bana! Ben o kadar şanssız bir insanım ki,
oltamı ne zaman denize atsam, balık yerine yas tutuyorum..


Hüzün değil bu gözlerimdeki buğu.
Sadece anılara daldım da, biraz acıttı işte..


Şimdilerde herkesin kalbi, hem yaralı hem yamalı.
Ve herkes şu dünyada beş kuruş etmez bir yalnızlığın hamalı..


Haydi öp!
Babası senin olduğun,
benim bir avazda doğurduğum acıyı..


Gecenin tutanaklarına yazmışlar yine ikimizi.
Sabaha kalmaz salıverirler uykusuz hüzünleri..

Bu ara hüzün yüklü bir hamalım.
Ruhumda döne döne dalgalanıyor girdaplarım..


Sana kavuşmayı bekleyen cümlelerim var.
Duymazdan geldiğin, görmezden geldiğin..


Bütün pencerelerinden baktım hüznümün.
Senden başka manzarası yok..


İçimiz hep bir hoşçakal ülkesi..

Ne zaman açsam gözlerimi,
ya gülen yüzün, ya da bir miktar hüzün..


Güneşler doğardı ve batardı belli belirsiz.
Öyle yalnızdık anlatılmaz, huzursuz tesellisiz..


Eskiden ellerimin içinde ellerin olurdu,
şimdi ise sadece fotoğrafların var..


Şekilli şehrin, hüzünlü çocuklarıyız..

Ben güzel olan her şeyin bittiğini gördüm, çirkin olalım biz..


Bir sabah uyanırsınız;
ya bir keşke'sinizdir, ya da bir neyse.
Ve gün biter; ya herkessinizdir, ya da hiç kimse..

Gönlün soğudu mu,
gözün de soğuyor, sözün de..


Zamana karşı koyamadık ikimizde.
Ama hala seni bekliyorum.
Bıraktığın gün gibi dudağımda sigaram.
Gözlerimde gitme diyememenin üzüntüsü..


Sen benim tek gerçeğim olan gülüşümü ç/aldın.
Söylesene şimdi başkalarıyla attığın kahkahalar
helal midir sana?

Seni, gözlerine ve yüzündeki hüzne inanıp sevdim..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder